PAYLAŞ

Özlem Aytekin

Metin-GöktepeÖldüğünde 28 yaşındaydı. Aradan 20 yıl geçti. Yaşıyor olsaydı, bugün 48 yaşında olacaktı, ama o artık hep 28’inde bir delikanlı…

30 yaşını görmemiş, görememiş bir muhabir Metin Göktepe… Hep öyle kaldı. Çünkü dövüldü, çünkü katledildi. Çünkü sadece mesleğini yapmaya çalışıyordu.

Ümraniye cezaevinde iki tutuklu yaşamını yitirmişti. Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, “Mutlaka ben de izlemeliyim” deyip, Alibeyköy’deki cenaze törenine doğru yola çıktığında tarih, 8 Ocak 1996 idi. Metin, bir sonraki gün ölecekti.  Alibeyköy’e vardığında sarı basın kartı olmadığı için ilçeye sokulmadı, o yine de direndi. O gün gözaltına alınan yüzlerce insanın arasında o da vardı.

“Gözaltına alınmadı” dendi, “alınmış ama kayıtlarımızda görüntüsü yok” dendi, “sandalyeden düşüp öldü” dendi, sandalye hikâyesinin hafif kaçacağı düşünülmüş olmalı ki, “duvardan düşüp öldü” dendi.

Hangisi gerçekti? Ölümden başka…

Gözaltı sırasında dövülerek, işkence edilerek öldürülmüştü, Metin Göktepe…

Fadime-Göktepe

Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe…

Sivas’dan İstanbul’a göç etmiş, geçimini topraktan kazanan, 8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğuydu Metin… Hükmü ne kadardı; devletin, polisin, adaletin, işleyen o sistemin, dönen o çarkın önünde? Dayak da yerdi, itilip kakılırdı da, hatta ölürdü de…

Annesi Fadime Göktepe, şöyle diyordu bir konuşmasında: “Ben bir kere dövdüklerini anlamıştım. Hatta bir fotoğrafında simsiyahtı. ‘Ya Metinim ne oldu’ dedim. ‘Polisler çoluk çocuğu dövdüler. Biz de arada kaynadık. O kadar da olur, biz gazeteciyiz. Bizi döverler de kovarlar da…’ dedi. Yani o kadar çok bağlıydı mesleğine. Birkaç defa kızdım, yapma gazeteciliği diye. O da ‘Anne niye öyle diyorsun, herkes ana kuzusu, sen niye böyle söylüyorsun’ dedikten sonra, ben de bir şey demedim.”

Öldürdüler ana kuzusu Metin’i. Gözünün yaşına bakmadan…

7 Şubat 1996’da İçişleri Bakanlığı’nın soruşturması sonuçlandı ve polisler suçlarını itiraf etti. 48 polisin yargılanmasına karar verildi. 30 Mayıs 1996’da İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Güvenlik önlemleri nedeniyle dava İstanbul’dan Aydın’a nakledildi. İlk duruşma 18 Ekim 1996 tarihinde gerçekleştirildi. Bu kez mahkeme, Afyon’a taşındı. 27 Aralık 1996’da İçişleri Bakanı Meral Akşener, yargılanan ve daha önce açığa alınan 11 polise görevlerini iade etti. Yoğun tepki üzerine 14 Ocak 1997’de polisler bir kez daha açığa alındı. Aylar süren davaların ardından 12 Mart 1998’de son savunmalar yapıldı. 11 polis, 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak polisler daha sonra afla serbest kaldılar ve sadece 1 yıl 8 ay hapis yatmış oldular.

Bu davanın en önemli özelliği, ülkemizde işlenen faili meçhul kalmış cinayetler arasında, Metin Göktepe’nin katilleri yargılanmış ilk gazeteci olmasıdır.

Ve bugün… Bugün Fadime ana bir kez daha kapanacak oğlunun soğuk toprağına… Döktüğü gözyaşlarının sıcaklığı ısıtır mı Metin’inin cansız bedenini, bilinmez… Bugün bir kez daha ölecek Metin Göktepe, bir kez daha ölecek Fadime ana… Bugün bir kez daha nefes alacak Metin Göktepe, yüreklerde… Bir kez daha seslenecek. “Beni öldürdüler, ama ben ölmedim işte, buradayım hâlâ” diyecek. Bir kez daha bakacak gülen gözleriyle, elindeki fotoğraf makinesine… Gülümseyecek… Neden gülümsediğini merak edenlere inat…

Ve bugün analar nasihat ederken çocuklarına, bir kez daha “Metin ol” diyecekler… “Metin ol!”

Hiçbir ananın çocuğunun bir daha duvardan düşmemesi(!) dileğiyle…

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK